suluovanın sesi gazetesi
Tarih: 11:31, 1/9/2005
BEN
Rahatlığın gelmeyeceğini bilerek beklerken, çocukluğumu düşündüm. Ayakkabısız bayram sabahlarını. Ayakkabım olmasa da bayramı nasıl beklediğimi. Sevinçlerle hüzünlerin aslında kardeş olduğunu, çok küçükken öğrendim.
Kaybederken kazanmasını da.
Ben, ayakkabısız çocukluktan hazineler çıkartmış adamım. Ben yalınayak geçen yazların, cam kırıklarıyla en harika tatillerini yapmış çocuğum.
Hiç oyuncağım olmadı
O yüzden, bende hiç kimsenin oyuncağı olmadım. Olmayacağım
İnsan mert olacak. İnsan delikanlı olacak. İnsan önce insan, sonra adam gibi adam olacak.
Ben insanların toprakla haşır neşir olduğu, çocuklarına helal lokma için terlerini toprağa akıtan, eli nasırlı yüzü güneş yanığı, gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla öpüştüğü, buram buram dert, buram buram hasret, buram buram sevda kokan hürriyet ve memleket sevdalısı milyonlarca yiğitten biriyim.
Anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana, ola ki Allaha, ola ki Vatana ve ola ki Sevdiklerine ihanet eder diye, anamın ak ve helal sütünden midir nedir? Vefasızlığın V si yoktur kitabımızda. Hele sevdiklerini yarı yolda bırakmak nankörlüğün ve namertliğin en adisidir.
21.ci asıra gelmişiz, hala yalakalar, hala dedikoducular ve hatta ve hatta adamın ekmeğini yiyip de çanağına pisleyen insanların var olduğu düzende ne insanlık nede adamlıktan söz edilebilir mi? Ben anlamıyorum anlayan varsa helal olsun. Yiğitlikten, mertlikten, delikanlılıktan bahsedip de menfaat sağlayan güzel insanlar, güzel adamlar sizlerden bahsediyorum.
Ben bu köşemde bugüne kadar, ne bir kişiyi, nede bir yeri karaladım. Ama ya yazdıklarımı okumuyorlar yada istedikleri gibi yorumluyorlar. Lütfen biraz insaf ya, insanda biraz vicdan olur arkadaş.
Beni yanlış yorumlayan ve sevmeyenlere sesleniyorum. Doğrular her zaman insanı korkutur değimli? Belki bugün karlı çıkabilirsiniz, ama mutlaka bir gün kalp gözünüz açılır yada açarlar haberiniz ola